8 Aralık 2019 Pazar

Ceren Özdemir'in Katil Zanlısı 12 Ayrı Suçtan Sabıkalı Bir Firari

Ordu Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Aralık akşam saatlerinde evinin önünde bıçaklanarak öldürülen Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Bölümü 3. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Ceren Özdemir cinayetine ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada katil zanlısı Özgür Arduç'un 14 yıl önce yine Ordu'da bir çocuğu kasten öldürmeye teşebbüste bulunduğu, Ekim 2019’da açık cezaevine konulduğu, buradan da 1 Aralık günü firar ettiği aktarıldı.

Savcılığın açıklaması

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi Ceren Özdemir’in, 03/12/2019 günü saat:19.35 sıralarında Merkez Altınordu ilçesinde bulunan evinin bulunduğu binanın girişinde öldürülmesi olayı ile ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada; olayın faili olduğu tespit edilen 1984 doğumlu Ö. A. isimli şahıs 04/12/2019 günü saat16.00 sıralarında Ordu İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, Altınordu ilçesinde olayda kullandığı suç aleti ile birlikte yakalanmıştır. Şüpheli kollukta müdafi huzuru ile alınan ifadesinde suçunu ikrar etmiştir.
“Şüpheli Ö. A.’ya, 2005 yılında işlemiş olduğu ‘Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçu ve işlediği diğer suçlar nedeniyle toplam 23 yıl 79 ay 148 gün hapis cezası verilmiştir. 15/08/2005’ten itibaren bu cezası çeşitli ceza infaz kurumlarında aralıksız olarak infaz edilen hükümlü, ‘Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’ hükümleri uyarınca 28 Ekim 2019 tarihinde Ordu Açık Ceza İnfaz Kurumu’na alınmıştır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 14. maddesinde nitelikleri belirtilen açık ceza infaz kurumları, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan kurumlardır. Hükümlünün 01/12/2019 günü saat 00.15 sularında kurumdan firar ettiği tespit edilmiş olup; Cumhuriyet Başsavcılığımızca aynı gün hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılmıştır.
“Cumhuriyet Başsavcılığımızca Ceren Özdemir’in öldürülmesi olayı ile ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak titizlikle devam edilmekte olup; gelişmelerle ilgili ayrıca bilgi verilecektir.”

Sosyal medya paylaşımlarına soruşturma

Olay sonrası Ordu Cumhuriyet Savcılığı da Özdemir’in kıyafetleri ve sosyal medya paylaşımlarını hedef alarak, mesajlar paylaşanlara yönelik soruşturma başlattı.
Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Hilmi Güler de soruşturma kapsamında taraf olacaklarını açıklayarak, "Hepimizi yasa boğan Ceren Özdemir'in canice öldürülme eylemini ve şiddeti meşrulaştıran, suçu ve suçluyu öven, suça teşvik eden sosyal medya paylaşımları hakkında hukuki süreç başlatacak ve ilgililerin gerekli cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız" dedi.

Ceren Özdemir cinayeti

Olay, 3 Aralık günü saat 19.30 sıralarında Ordu’ya bağlı Altınordu ilçesi Zaferi Milli Mahallesi'nde meydana geldi. Balerin Ceren Özdemir, antrenman sonrası geldiği evinin önünde kimliği belirsiz bir kişinin bıçaklı saldırısına uğradı.
Saldırgan kaçarken, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesini yaptığı Özdemir, Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Özdemir, hastanede hayatını kaybetti.

Zanlı polisi de yaraladı

Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, çevredeki iş yerlerinin güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Özdemir’in bale antrenmanı yaptığı kurstan eve kadar olan 2,5 kilometrelik mesafeyi yürüyerek geldiği ve bu sırada takip edildiği belirlendi.
Katil zanlısı Özgür Arduç, polis operasyonu ile yakalandı.
Saklandığı evde gözaltına alınırken kendisini yakalamaya çalışan bir polisi de bıçakla yaraladı. Çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanan Arduç, adliyedeki son işlemlerinin ardından Efirli F Tipi Kapalı Cezaevi'ne nakledildi. Ordu Valisi Seddar Yavuz, Özdemir’in katil zanlısının yakalanmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, zanlının 12 ayrı suçtan sabıkası bulunduğunu belirtti. 

12 Nisan 2015 Pazar

Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın onuncusu 16-17 Mayıs’ta!

Kaos GL’nin bu yıl onuncusunu düzenlediği Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma 16-17 Mayıs’ta Ankara’da yapılacak. Türkiye’den ve dünyadan homofobi ve transfobi karşıtlarının bir araya geleceği etkinlik 17 Mayıs’ta “Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş” ile sona erecek.
Kaos GL’nin 17 Mayıs Uluslararası Homofobi Karşıtı Gün vesilesiyle düzenlediği Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’nın (HKB) bu yıl onuncusu gerçekleşecek.
Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimlerle ilgili tüm fiziksel, ahlaki veya sembolik şiddetlere karşı eylem ve karşı durma günü olan 17 Mayıs’ta Ankara’da “Homofobi ve Transfobi Karşıtı Yürüyüş” yapılacak. Geçtiğimiz yıl Soma’da yaşamını yitiren madencilere adanan yürüyüşe bu yıl da yoğun katılım bekleniyor.
Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma nedir?
Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, Kaos GL tarafından koordine edilen ve 2006’dan beri her yıl, Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Gün olan 17 Mayıs haftasında homofobi ve transfobiye karşı örgütlenen uluslararası bir etkinlik.
Ayrımcılığa karşı LGBT’lerin insan haklarının geliştirilmesi yönünde sosyal, kültürel ve akademik alanlarda etkinlikler düzenleyen Kaos GL Derneği, bu etkinlik ile Türkiye’de LGBT’lere yönelik ayrımcılığın tartışılmasına ve görünürlüğünün sağlanmasına zemin yaratmayı amaçlıyor.
Önümüzdeki hafta detaylı programı açıklanacak Buluşma’ya ilişkin etkinlikler hakkında bilgi veren Kaos GL Derneği’nin yayınladığı ön çağrı metni şöyle:
Queer akademi ve aktivizm tartışılacak
“2015 yılında 10.’su düzenlenecek olan buluşmaya katılacak olan uluslararası konuşmacılar genelde queer akademi ve aktivizminin dünya genelindeki yansımaları üzerine konuşurken, özelde queer pedagojiye referansla yalnızca eğitim alanında değil, bir bütün olarak sistemin queer pedagoji üzerinden eleştirel düşünmeye zorlanmasının yollarını arayacak. Diğer bir ifadeyle, queer pedagoji heteronormativitenin dışarıladığı, bilmeye değer görmediği öğrenme, okuma ve arzulama biçimlerini ele almayı, bunun üzerinden de “normal”in yasakladığı var olma biçimlerini tartışmayı amaçlıyor. Bu bağlamda konuklarımız bilgiyi queerleştirirken heteronormativiteyi yaratan bilgiyi, bireyi ve sonuç olarak sistemi dönüştürmek üzerinden bir pedagoji okuması yapacak. 
Sporda homofobik, etnik ve cinsiyetçi ayrımcılık
“Homofobi Karşıtı Buluşma bu yıl spor dünyasında karşılaşılan homofobik, etnik ve cinsiyetçi ayrımcılık biçimlerini masaya yatıracak. Sporun hemen hemen her branşında ve kademesinde karşılaşılan ayrımcılık, Türkiye’de de elbette LGBT sporculara karşı homofobik tutumlar aracılığıyla sporcuların kabul görmemesine ve işten çıkarılmalarına neden oluyor. Buna maruz kalmak istemeyen ve spor yaşamına devam etmek isteyen herkesi ise heteroseksüel olduklarını söylemeye ve kendilerini “açık etmemeye" zorluyor. Sporda homofobik, etnik ve cinsiyetçi ayrımcılık üzerine konuşacağımız bu oturumda alternatif ligler, taraftar grupları ve bu alanla çalışmalar yürütün araştırmacılar konuğumuz olacak.
10. Kadın Kadına Öykü Yarışması Ödül Töreni
“Son olarak 10. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma, 10. Kadın Kadına Öykü Yarışması Ödül Töreni’ne ev sahipliği yapacak. Türkiye’deki tek lezbiyen öykü yarışması olan “Kadın Kadına Öykü Yarışması”nın 10. yılı kapsamında edebiyat alanındaki patriarka ve heteroseksizm karşıtı kadın öykü yazarları bir araya gelecek. Bir taraftan kadın öykü yazarlarının çalışmalarını yayınlaştırma ve edebiyat dergilerindeki yazım süreçlerine dair deneyimleri paylaşılırken, bir taraftan da edebiyat yayıncılığı ve okurların, okuma grupları deneyimleri ele alınacak. Bu sayede deneyimleri çoğaltmanın, çoğalırken mevcut sistemi dönüştürmenin yolları tartışılıyor olacak.”
9. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma nasıl geçti?
9. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma 2014 yılında Ankara’da yapıldı. “Politik bariyerler”in tartışıldığı buluşmanın ana programı 17-18 Mayıs’ta olsa da öncesinde çok sayıda etkinlikle homofobi ve transfobi karşıtı mücadele masaya yatırıldı. Buluşma, homofobi, transfobi, nefret ve iş cinayetlerine karşı 18 Mayıs’ta yapılan yürüyüşle sonlandı. Soma’da yaşanan maden katliamının ardından Soma’ya adanan yürüyüşe binlerce kişi katıldı.
 kaos gl teşekkürler

22 Ekim 2014 Çarşamba

“Müjde, homofobi ve transfobinin tedavisi bulundu!”

Lambdaistanbul Ruh Sağlığı Komisyonu, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini kucaklamak isteyenleri danisma@lambdaistanbul.org mail adresinden kendileri ile iletişime geçmeye çağırıyor.
Eşcinselliğin hastalık olmadığı ruh sağlığı otoriteleri tarafından kabul edileli çok oldu. Ancak toplumsal bir sorun olan heteroseksizm ruh sağlığı alanını etkilemeye devam ediyor. Homofobik/transfobik psikolog ve psikiyatristler LGBTİ kimliklerin hastalık olduğu yalanıyla kendilerine “pazar” açmaya çalışıyor.
Ruh sağlığı alanındaki homofobi ve transfobiyle mücadele etmek için Lambdaistanbul LGBTİ, geçtiğimiz mayıs ayında bir ruh sağlığı komisyonu kurdu. Komisyon, homofobi/transfobiden kurtulmak ve tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini kucaklamak isteyenleri danisma@lambdaistanbul.org mail adresinden kendileri ile iletişime geçmeye çağırıyor. “Heterofobik olmayan” psikologlarla iletişime geçme noktasında da yardımcı olacağını söylüyor.
Neden Ruh Sağlığı Komisyonu?
Komisyondan Özge Güdül ve Özlem Çolak çalışmaları hakkında KaosGL.org’a bilgi verdi. Komisyona psikologlar, psikiyatristler, sosyal hizmet uzmanları gibi ruh sağlığı alanında çalışan kişiler ve LGBTİ konusunu kendisine dert edinmiş her meslekten ve her kimlikten kişinin dâhil olabileceğini belirten Güdül ve Çolak, “Komisyonu sadece ruh sağlığı çalışanları ile sınırlamamamızın sebebi homofobik/transfobik psikolog ve psikiyatristlerin günümüzde hala kendisine pazar alanı açma amacıyla ‘hasta’ olarak etiketlediği öznelerin konuya dahil olmasını sağlamak” dedi.
Komisyonu kurma nedenlerini ise şöyle açıkladılar: “Komisyonu kurma nedenimiz, ruh sağlığı alanındaki meslek alanlarında eğitim gören ya da profesyonel olarak çalışan kişileri LGBTİ hareketi ile buluşturarak ruh sağlığı alanında aktivizm alanını genişletmek. Bu bağlamda komisyonu kurarken hem homofobi ve transfobiye karşı psikologların ve psikiyatristlerin seans odasının dışında da ses çıkarmasını sağlamayı hem de LGBTİ  bireylere yönelik psiko sosyal destek çalışmalarıyla ilgili kaynak çalışmalar üretmeyi amaçladık.”
Komisyon neler yapacak?
Komisyonun önümüzdeki dönemde bu amaçları doğrultusunda çeşitli çalışmalar yapmayı planlıyor:
“Kitabevlerinde ve yayınevlerindeki eşcinsel ve trans kimlikler üzerine yazılmış etik dışı ve aslında var olmayan kitapların satışını engellemeye çalışmak.
“Psikoloji, psikiyatri, sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin Lambda’da gönüllü staj yapmalarını sağlayarak LGBTİ bireylere karşı ön yargılarını kırmaya çalışmak ve konuyua bire bir dernekte hakim olmalarını sağlamak.
“LGBTİ bireyleri psikoterapi seanslarındaki etik kurallar ve danışan hakları hakkında bilgilendirmek ve homofobik/transfobik olmayan terapistlerle iletişime geçmelerini sağlamak.
“LGBTİ ve ruh sağlığı alanında ücretsiz yayınlar çıkarmak.
“Belediyelerle iş birliği yaparak LGBTİ ve Ruh Sağlığı alanında halk seminerleri düzenlemek.” 

3 Mayıs 2009 Pazar

cadının bahcasının ev hayatı

travesti
nasıl kadınlık? ev taşıyorduk, ortada masa kalmıştı. işçiler aşağıdaydı, ben de masayı kaldırdım. işçiler içeri girmiş, beni gördüler. yenge dur, belin ağrıyacak ; dediler! bu zarif bir hareket, kadına değer vermek değil mi? hayır, tam tersine, erkek gücünün altını çiziyor. ben o günden sonra bu işin üstüne gittim. pınar selek le tanıştım. atölye süreci çok yazıldı zaten, sokaktan çöp toplayıp eşyalar yapıyorduk. sonra kitap okumalar başladı. biraz kendimizi geliştirdik. sonra da ödp ;ye üye oldum. ödp'de de eşitlik bulamadim ödp deneyimi sizi mutlu etti mi? önce evet, zamanla oranın da cennet olmadığını anladım. sol parti ya; bir-iki tane kürt olsun, birkaç ermeni, biraz travesti... öyle bakıyorlar yani. eşitlik yok. baksana, gazze ;yi yerle bir ettiler. eşitlik nerede? her yer böyle. toplumsal dönüşüm olamadan eşitlikten bahsetmek imkansız. travesti transeksüelin g.doğu'da yaşamasi daha kolay diyarbakır da ;kız şaban lakaplı şaban çelen in öldürülme haberlerini okumuşsunuzdur. ne? şaban abla, diyarbakırlı şaban abla? aa, şaban abla öldü mü? şimdi duyuyorum. o kadar çok travesti öldürülüyor ki... çok sevilirdi oralarda... ben de tanımıştım, çok sevmiştim. kız şaban, güneydoğu da transseksüel olarak yaşamını sürdürmüş. çok kolay olmasa gerek. bir transseksüel, diyarbakır da, hakkari de sokakta kalsa hiçbir şey olmaz. iç anadolu çok daha zor, orada taşlarlar. güneydoğu ;da bence büyük sorun yok, istanbul gibi. benim diyarbakır daki şovumda salon doldu taştı. ama bir niğde;ye, yozgat a gitsem ne yaşarım, bilemem.

6 Nisan 2009 Pazartesi

cadı travesti


Oyun devam edecek mi? Şimdi “Cadının Bohçası” turneye çıkıyor, adı da “Cadının Bohçası Yola Çıktı”. İstanbul'da da farklı bir oyun geliyor, büyük ihtimal adı “Cadının Bohçası Yolda Kaldı” olacak. “Aklına 'öteki' ile ilgili gelen her kimlik bende mevcut: Kadın, travesti, Kürt, kara, feminist...” Esmeray gerçek adınız değil tabii. Artık adım Esmeray. Öbür adımı ben de unuttum. 1972'de Kars'ta doğdum, 15 yaşımda da İstanbul'a geldim. 18 yaşından beri Kars'a hiç gitmedim. Aklına “öteki”travesti ile ilgili gelen her kimlik bende mevcut: Kadın, travesti, Kürt, kara, feminist... Aileniz, anneniz-babanız? Annemi arada sırada görüyorum, babamı 20 yıldır hiç görmedim. Altı kardeşiz; erkekler hariç, kız kardeşlerimle görüşüyorum. Bütün kardeşlerim evli barklı. Abilerimle aram pek iyi değildi zaten, bu durum beni çok yaralamadı. Kaç yaşında geldiniz İstanbul'a? 15 yaşında. Her işi yaptım. İstanbul benim için bir kurtuluş olacaktı, bunu biliyordum. Ben 7 yaşına kadar kendimi kız zannediyordum. Farklıydım yani. Erkeklerden hoşlandığımı keşfettim. İstanbul'da önce dayımın evinde kaldım. Yağlı boya yaptım, lokantalarda çalıştım ama sürekli tacize uğradım. 16 yaşında eşcinsel gruplarla tanıştım. 18 yaşımda da travesti olmaya karar verdim. Ve artık kadın gibi dolaşmaya başladım. Ama ameliyat olmadınız. Olmadım. Ben gerçi psikolojik olarak buna her zaman hazırdım ama maddi sorunları çözemedim. Bir gün etekle sokağa çıktım... Ailen sahip çıkmıyorsa, eğitimin yoksa, evin yoksa, kendini bulabileceğin tek yer var: Seks işçiliği. Başka yolu yok bunun. Bu sefer orada da başka bir mücadele başladı tabii... Hem de ne mücadele... Bir kere namus sorunu oluştu kafamda. Ben feodal bir yapıdan geliyorum. Kemikleşmiş “kadın-erkek” rolleri ve namus kavramını yıkmanın imkanı yok. İlk gün “Eski Mehmet öldü, artık Esmeray'ım” dedim. Ama bu işi hiç sevmedim ve beş yıl acı çektim. “Buradan nasıl kurtulurum?”un yolunu aradım. Beş yıl boyunca... Evet. Tarlabaşı, Merter, Harbiye; her yerde işe çıktım. O zaman internet yoktu, şimdi seks işçileri internet üzerinden çalışıyorlar. Polisin her tür şiddetine maruz kaldım. Gözaltı, saç kesmeler falan. Hep acı çektim... O sırada kadınlığın ne demek olduğunu anladım. Nasıl kadınlık? Ev taşıyorduk, ortada masa kalmıştı. İşçiler aşağıdaydı, ben de masayı kaldırdım. İşçiler içeri girmiş, beni gördüler. “Yenge dur, belin ağrıyacak” dediler! Bu zarif bir hareket, kadına değer vermek değil mi? Hayır, tam tersine, erkek gücünün altını çiziyor. Ben o günden sonra bu işin üstüne gittim. Pınar Selek'le tanıştım. Atölye süreci çok yazıldı zaten, sokaktan çöp toplayıp eşyalar yapıyorduk. Sonra kitap okumalar başladı. Biraz kendimizi geliştirdik. Sonra da ÖDP'ye üye oldum.

5 Nisan 2009 Pazar

trvler

güncelleniyoruz

travesti

vip kalite travestiler

en kaliteli vip travesti ve travestiler burada travesti vip olmalıdır bizde travestibirey.com  adresinde en en leri topladık ve sitede yer verdik tüm  travestibireyler vip te
 
ankara travestileri - istanbul travestileri - izmir travestileri - antalya travestileri